SONBAHAR DEPRESYONUNUN ÜSTESİNDEN BÖYLE GELİN!

Yıl boyunca, yoğun iş temposu, stres, yorgunluk ve sabır ile beklenen tatil günleri için her aile zamanın geçmesini iple çeker. Yaz tatilleri aslında yıl boyunca kendimize yapacağımız bir motivasyon yatırımıdır. Her insanın dinlenme ve biraz uzaklaşmaya olan ihtiyacı, ruh ve beden sağlığı için atlanmamalıdır. Fakat yaz ayı sonlarında değişmeyen ve her sene sonbahar mevsimine yaklaşıldığında adından söz ettiren bir durum vardır; sonbahar depresyonu.

Tüm yaz boyunca fırsat buldukça uzun ya da kısa dönem bir yerlere kaçarak, deniz, kum, güneşin tadını çıkarmaya çalışırız. Peki neden insanlar aylarca hasretini çektiği ve kavuşup güzel vakit geçirmeye çalıştığı yaz sonun da depresyon belirtileri ile sezonu kapatırlar? Böyle bakıldığında yazın dinlenilen, stres atılan, eğlenceye doyulan bir dönem bitişinde, yeni sezona başlarken tam motivasyon ile enerjinin, verimin artması planlanırken bazıları için durum tam tersi olabilir.

Sonbahar depresyonu herkes için geçerli bir durum değildir. Fakat bilimsel açıdan doğrulayan açıklamaları mevcuttur. Öncelikle azalan güneş ışınları ile insanlar daha depresif duygular göstermeye başlıyor. Bunun nedeninde karanlığa, güneş ışığından daha çok maruz kalarak beyinde melatonin hormonun daha çok salgılanması ile açıklanmaya çalışılıyor. Karanlık insanlarda duygulanımı artıyor. Bu yüzden depresyon ile ilgili şikayetler genelde kış ve sonbahar mevsimlerinde artar. Özellikle daha önceden depresyon tanısı almış kişiler için bu durum daha risklidir. Yaz sonunda bir diğer önemli faktör ise, bir şekilde yaşadığınız dünyadan uzaklaşarak pembe gözlükler takıp keyfinize bakmaya çalıştıktan sonra; reel dünyanıza geri dönüş, yeniden stres, yeni sorumluluklar ve problemlerin başlangıcına insanın kendisini hiçbir zaman hazır hissetmemesidir. Bu düşünceler, yeni sezon senaryoları beyinde oldukça hızlı işler ve canlandırılır. Sonuç olarak düşünce sistemi, sonbaharın daha başından sizi depresyona girmeye hazırlayabilir. Beraberinde de uyku problemleri, isteksizlik, enerji kaybı, öfke, hüzün ve mutsuzluk görülebilir. Depresyon tanısı alınmasa bile sezonu sendrom düzeyinde olan Tükenmişlik Sendromu ile devam ettirebilirsiniz. Unutulması gereken, her yorgunluğun ve isteksizliğin depresyon sanılmamasıdır. Maalesef çoğu üzüntü halinde kendimize depresyon tanısı koyarak, duygumuzu terk ederek anlamlandırmaya çalışıyoruz. Oysa ki, üzüntülü, stresli, yorgun, keyifsiz olmakta insan olmanın bir parçasıdır. Depresyon ya da tükenmişlik sendromu için belirli ölçütler ve tanı kriterleri vardır.

Bu dönemi sağlıklı şekilde atlatmak için öncelikle kendinize tanı koymayı ve etiketlemekten kaçınmalısınız. Tekrar eden etiketler, sizi yanlış tanılara daha çok çekecektir. Eğer faaliyete geçmek istiyorsanız çözüm olabilecek en değerli şeylerden birisi, neyi seviyorsanız onu yapmayı terk etmemektir. Bu faaliyet herkesten herkese değişebilir. Tüm yaz boyunca kendinize, kış dönemine oranla biraz daha ayırmış olduğunu vakti tamamen terk etmek sert bir geçiş yaratacaktır. Daha sonrasında gün ışığından yararlanabileceğiniz aktiviteleri mutlaka hayatınıza sokmalısınız ve zaman yöntemini planlamalısınız. Sosyal yaşantınızı canlı tutmaya ve duygularınızı insanlar ile paylaşmaya özen göstermelisiniz. İlgi alanları çeşitlenmeli ve yalnız kalma süresi azaltılmalıdır. Ayrıca içinde bulunduğunuz bu karamsar ruh hali döneminizin aşağılanacak ya da eleştirilecek bir yanının olmadığını da bilmelisiniz. Düzenli egzersiz ise her zaman önerilen bir seçenektir. Çünkü, kişinin spor yapması endorfin hormonunu artıracağından hem duygu hem de uyku sistemine yararlı olacaktır. Eğer uzun süren depresyon ya da tükenmişlik belirtileri var ise mutlaka bir uzman desteğine yönlendirilmeli ve bundan çekinmemelidir.